| | Üretsiz Blog oluştur
nufüs huviyet cuzdanıALLAH LAFZI Vedâ Hûtbesi "Sakın benden sonra eski dalâletlere dönüp birbirinizin boynunu vurmayın." Hz. Muhammed S.A.V
 
Oct
10
    

 

yalnızlığın vefâkâr sanallığı...

electronic... internet kurtaracak insanlığı...

 



 
Oct
02
    
okuryazarhay | 02 Ekim 2008 19:25 | fav | etiket:  

 

Achado O Bom Burguês 1979 RMVB
Geral #0
Nome completo        : O Bom Burguês.rmvb
Formato              : RMF
Tamanho do arquivo   : 361 MiB
Duração              : 1h 39mn
Taxa de bits         : 497 Kbps
 
Mini Capa


Sinopse
José Wilker é um bancário que devia dinheiro do banco em que trabalha para financiar organizações de esquerda da época da ditadura política. Mas a certa altura, um dos grupos financiados pelo personagem é preso e forçado a identificar o homem que fornece dinheiro a guerrilha. Esse clássico do cinema nacional dirigido por Oswaldo Caldeira, é baseado num episódio real envolvendo um funcionário do Banco do Brasil acusado de desviar milhões.

IMDB

Ficha Técnica
Título Original: O Bom Burguês
Gênero: Policial
Duração: 99min.
Lançamento (Brasil): 1979
Direção: Oswaldo Caldeira
Assistente de direção: Nei Costa Santos, Carlos del Pino e Sandra Werneck
Argumento: Leopoldo Serran e Oswaldo Caldeira
Roteiro: Doc Comparato e Oswaldo Caldeira
Produção: Oswaldo Caldeira
Produção Executiva: Paulo Thiago
Direção de Produção: Ângelo Gastal e Alceu Massari
Assistente de Produção: Paulo Dubois, Mercedes Viegar
Co-produção: Encontro Produções Cinematográficas
Música: Paulo Moura
Arranjos: Paulo Moura
Mixagem: José Luiz Sasso
Som guia:
Som guia: Luiz Fernando Almeida
Ruídos: Gilberto Santeiro, Idê Lacreta e Antônio César
Fotografia: Antônio Penido
Assistente de Câmera: Antônio Carlos Seabra, Arrepiado, Luiz Eduardo Mihich
Fotografia de Cena: Vera Baumgarten
Cenografia: Paulo Chada
Figurinos: Paulo Chada
Assistente de Cenografia: Otávio de Miranda Silva
Guarda-Roupa: Cecilia Viana
Maquiagem: Sônia Rubens
Continuidade: Thereza Martim Jessouroum
Montagem: Gilberto Santeiro
Eletricista Chefe: Risomar Galvão
Eletricista: Danilson Souza Costa, Jorginho de Delson da Conceição
Maquinista: Manoel Paquetá

Elenco
José Wilker (Lucas e Jonas)
Betty Faria (Neuza)
Jardel Filho (Thomaz)
Christiane Torloni (Joana)
Anselmo Vasconcelos (Lauro)
Nicole Puzzi (Antônia)
Nelson Dantas (Billy)
Jofre Soares (Velho)
Nelson Xavier (Raul)
Paulo Porto (Valadares)
Emanuel Cavalcanti (Romano)
Fábio Junqueira (Paulo)
Ivan de Almeida (Joel)
Carlos Wilson (Companheiro)
Adriana Figueiredo (Alice)
Celso Faria (Gerente de banco)
Roberto Lee
Kim Negro
Maria Dealves (Luzia)
Claude Haguenauer (Embaixador)
Isa do Eirado
Helô Costa
Lúcia Abreu
Denise Telles
Danielle Goldam
Antônio Paracampos
Aristides Lourenço
Quim Negro
De Sordi Lelis
Pôsters
Clique nos cartazes para vê-los ampliados em uma nova janela.

Curiosidades
- Certificado da Embrafilme 420/82.Certificado do Concine 1906/83.Certificado de Produto Brasileiro Filme de Longa-Metragem 654/83 de 30.05.1983.

- Lançamento nos cinemas Bristol, Iguatemi e Olido I, em São Paulo em 27/08/1983.

- Participou do Festival de Brasília, 16, 1983, Brasília, DF.
 
 
Vídeo #0
Codec                : RealVideo 4
Codec/Info           : H264, RealVideo 9
Duração              : 1h 39mn
Taxa de bits         : 433 Kbps
Largura              : 0 pixel
Altura               : 1342 pixels
Taxa de quadros      : 0 fps
Resolução            : 0 bit

Áudio #0
Codec                : Cooker
Codec/Info           : Real Audio G2/7 Cook (low bitrate)
Duração              : 1h 39mn
Taxa de bits         : 64 Kbps
Canal(s)             : 2 canais
Resolução            : 16 bits
SampleRate           : 44100Screens

Imagem
Imagem
Imagem
Imagem



ed2k: O Bom Burguês.rmvb   [361.22 Mb]

 



 
Sep
26
    

 

Fatma K. Barbarosoğlu
26 Eylül 2008 Cuma

Yeni israfların "yeni" Müslümanları

 

Akmayan bir yolda kadın ve adam. Akmayan yolda kendilerini biriktire biriktire.

Her şeyi biriktiriyorlar.

Evler, arabalar.

Dolaplara sığmayan kaplar kacaklar.

Askılardan taşan giyecekler.

Buzdolabında türlü ambalajlar içinde bekleyen yiyecekler.

Kadının pırlantaları.

Adamın banka hesapları.

Her şeyi biriktiriyorlar.

Mekanları mal-mülk biriktiriyor, kalpleri hırs ve kin.

Yaşamadan yaşıyorlar.

Biriktirmek için yaşıyorlar.

Biriktirdikçe sığamaz oluyorlar dünyaya.

Kendilerini bile sığdıramadıkları evlerine, misafirler hiç sığmıyor.

Misafir ve ev sahibi.

Hizmet edilen ve hizmet eden.

Evleri 200 metre kareyi geçen her kadın, asla evinde misafir ağırlamak istemiyor.

Hizmet veren olmaya hayır!

Misafirler, nohut oda bakla sofa hanelerde unutuluyor.

Yeni mekanlar eşyaların.

Eşyalar evde baş başa bırakılırken, biriktirmelere doymayan karı –koca yeni birikimler yapmak için bir restoran kapatıyor.

Yeni ilişkiler biriktirmeleri gerekiyor artık.

Evleri, arabaları, giyimleri, kuşamları, yazlıkları, kışlıkları her şey tamam da.

Ah o ilişkiler. Yeterince biriktiremediler.

Geçmişleri beraberlerinde geldiği sürece, hiçbir biriktirme yerini bulmuyor.

Ah diyor kadın. Daha iyi bir muhite taşınmalıyız. Feryal'in kapı komşusu bir milletvekiliymiş. Üst katında ise emekli bir general oturuyormuş. Bu site. Bu sitede komşularımız hiç de bizim ayarımızda değil. Ay hepsi esnaf. Hepsi sonradan görme. Ne demiş eskiler. Ev alma komşu al.Biz ev aldık.Ev güzel. Ama hani komşu alamadık. Yani bu komşular hiç isim sahibi değil. Şöyle daha isim sahibi bir muhitimiz olmalı.Kızlar da büyüdü. Kendim için değil valla.

Adam hak veriyor karısına. Ortağı yakında bakan ile komşu olacak. Herifteki şansa bak. Kedi şansı. Tam dört ayak üstüne düştü. Ev alırken yanında bakanın komşuluğu armağan.

Böyle olmayacaktı. Gözüne birini kestirmeliydi. Acaba kimin komşusu olmayı planlasaydı. Acaba kimin?

Halis Toprak'ın Londra'daki malikanesi satıldı haberine ilişiyor gözü. Kazak iş adamı almış. Acaba hangi ünlü ile komşu olabilmek için almıştı o malikaneyi.

Öyle bir komşu bulmalıydı ki kendine "aynı mahalledeniz" cümlesi bütün kapıları açan sihirli anahtar olsun.

Ne demiş atalarımız "ev alma komşu al."

Ev alma komşu al. Komşu komşunun külüne değil ismine, şöhretine muhtaç.

 



 
Sep
26
    
okuryazarhay | 26 Eylül 2008 20:11 | fav | etiket:  

 

26 Eylül 2008 Cuma
Kumpas kurmak…

Türkiye'de uzun zamandır çalışan bir mekanizma var.

Buna aslında bir “kumpas” demek daha doğru olur.

Kumpas aslında bir ölçü aletidir. Boru anahtarını andıran sürgülü bir cetveldir. Sürgülü olan iki çenesi boru anahtarı gibi arasına aldığı cismi iki yandan çevreler, baskı altına alır. Bu yüzden güzel Türkçemizde kumpas kelimesi genelde olumsuz içerikli olarak; hile, düzen, gizli bir iş kurma, köşeye sıkıştırma gibi anlamlarda kullanılıyor.

Kumpas'ta amaç ölçmektir, hizaya sokmak, baskı altına almak, sıkıştırmak değil. Bahsettiğimiz kumpas da böyle bir anlama atıf yapıyor. Bir tarafını siyasetçi, diğer tarafını medya oluşturuyor. İşin bir parçasında da bazı kamu bürokrasisi yer alıyor.

Kamudan sızdırılan bazı bilgilerle siyasetçi veya medya birilerine karşı harekete geçiyor. Ya önce siyasetçi bunu gündeme getiriyor, soru önergesi veya basın toplantısıyla duyuruyor; sonra medya kuruluşu bunu büyütüp ülke gündemine taşıyor. Ya da önce medyada küçük bir haber veya köşe yazısı çıkıyor, sonra siyasetçi bunu büyütüp siyasi gündeme taşıyor. Siyasetçi ile medya danışıklı dövüş yapıyor, şıracı-bozacı meselesi… İkisi de birbirinin yalancısı…

Burada amaç çoğu zaman kamuoyunu aydınlatmak, bir gerçeği açığa çıkarmak, toplumu bilgilendirmek olmuyor. Amaç, birilerini tasfiye etmek, köşeye sıkıştırmak, devre dışı bırakmak, toplum nazarında itibar kaybına uğratmak oluyor. Amacın bozukluğu sebebiyle kullanılan bilgiler de yalan yanlış, gerçeği yansıtmayan, karalamaya dönük bilgilerden oluşuyor. Servis yapılan yalan-yanlış bilgiler medya-siyasetçi ekseninde birilerinin aleyhine dolaşıma sokuluyor. Medya haber yaparak toplumu bilgilendirdiğini, siyasetçi yanlışlıkların üzerine giderek kamu hizmeti gördüğünü düşünüyor. Oysa ortada kamu yararı olmadığı gibi kişisel hak ve hukuklar da çiğnenmiş, kişilik haklarına zarar verilmiş, bir kişi, grup veya hareket zan altında bırakılmış, belli bir çevrenin etki gücü kırılmış oluyor. Yapılan haberin tekzip edilmesi, yalanlanması, doğru bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması da bir anlam taşımıyor. Çünkü yanlış bilgi her tarafa yayılıyor ve ileriki dönemlerde hep bu yanlış bilgi esas alınıyor. Yayınlanmayan tekzipler görünmüyor. Tam bir “yargısız infaz”, tam bir “tertip”…

Özellikle 28 Şubat sürecinde yüzlerce insan bu kumpas tarafından mağdur edildi, devre dışı bırakıldı. Bazı kamu çevrelerinden kendilerine yakın olan gazetelere yapılan servisler ve bunları gündeme taşıyan siyasi uzantıları, büyük haksızlıklara sebep oldular.

Bu tertip ve kumpas, kirli bir operasyonu ortaya koyuyor. Bu işi yapanların, basın özgürlüğüyle, demokratik muhalefetle, kamuoyunu bilgilendirmekle aslında fazla bir ilgileri yok. Amaçları ve yöntemleri de çoğu zaman meşru, hukuki, demokratik bir mahiyet taşımıyor. Yolsuzlukla veya irticayla mücadele etmek gibi söylemler çoğu zaman rakipleri saf dışı bırakma amacını gölgelemek için kullanılıyor..

Medya ve siyasetçi doğruyu ortaya çıkarmak, gerçeğe ulaşmak, toplumu bilgilendirmek amacıyla ölçmek, sorgulamak, araştırmak durumundadır.

Ama amaç birilerini tasfiye etmek için yargısız infaz nevinden bir düzen kurmak, tertip yapmak, kumpas kurmak ise bunun hakkaniyetle bir ilişkisi yoktur.

 



 
Sep
26
    

 

 
26 Eylül 2008 Cuma

“Ergenekon'un Avukatı”ndan Kirli Propaganda

Deniz Baykal, Ergenekon soruşturması kapsamındaki son gözaltılara tepki göstermiş…

Göstermeseydi, şaşardım.

“Ergenekon'un Avukatı” olduğunu cümle aleme ilan etmiş, darbeci örgütü savunmakla övünen bir siyasi liderden söz ediyoruz.

CHP lideri, Ergenekon Operasyonu hakkında kamuoyunu yanıltabilmek için adeta çırpınıyor.

Mesela, son operasyonlar için “28 Şubat'ın intikamı” diyor:

“AKP, 28 Şubat sürecinde Erbakan iktidarını görevden uzaklaştırmakta katkısı olanlardan intikam alıyor”muş!

Oysa, Ergenekon Operasyonu'nun arkasında AKP hükümeti yok.

Ya? Belli başlı devlet kurumlarının iradesi var:

Baykal, bu gerçeği gayet iyi biliyor; ancak hadiseyi hükümetin operasyonuymuş gibi gösterip siyasi kutuplaşmayı iyice artırmak, neticede bu cepheleşmeyi oya dönüştürebilmek amacıyla böyle konuşuyor.

*

Deniz Bey, 28 Şubat'ın önde gelen destekçilerindendi.

28 Şubat süreci, on yıldır çok fazla tartışıldı ancak o hayli karanlık dönemin “kirli çamaşırları” hâlâ daha ortaya çıkarılmış değil.

Ekim'deki Ergenekon davasıyla başlayacak süreçte pekala 28 Şubat'ın karanlık dehlizlerine de ulaşılabilir.

Türkiye, Ergenekon soruşturmasıyla bu tarihi şansı yakalamış bulunuyor.

28 Şubat'ın “aslında en kirli darbe” olduğu gerçeği günışığına çıkarıldığı vakit, Baykal Ergenekon'un avukatlığını yapmaya devam edecek mi? 28 Şubat'ın gizli mimarlarını savunmayı sürdürecek mi?

*

“Ergenekon, AKP hükümetinin muhaliflerini susturma operasyonudur” biçimindeki yorumlar “kirli propaganda”dır.

Bu tür açıklamalar, “darbeci örgütlenmelerin hasıraltı edilmesi” amacına hizmet ediyor.

CHP lideri, peş peşe gelen Ergenekon operasyonlarını “AKP'nin son günlerdeki yolsuzluk iddialarından rahatsızlık duyduğu ve bu nedenle gündemi değiştirme çabası içinde olduğu” iddiasıyla da izah etmeye çalışıyor.

Ergenekon'un şok dalga operasyonları, Deniz Feneri gündeminden çok daha önce vardı ve devam ediyordu:

Ne yani, gündemde Deniz Feneri var diye, Ergenekon'un üzerine gidilmeyecek, ara mı verilecekti?

Dahası, Erdoğan Aydın Doğan'la “savaşa girerek” aslında Ergenekon gündeminin geri planda kalmasına yardımcı oldu!

Sadece sözünü ettiğim bu husus dahi, Baykal'ın gözbağcı tezini çöpe göndermeye yeter.

*

“AKP'ye 14 Mart'ta kapatma davası açılmasının aslında Ergenekon'un üzerine gidilmesine bir karşılık olduğunu” unutmayalım, bu arada…

Ayrıca, “AKP, Ergenekon'u kapatma davasında koz olarak kullanıyor” kirli propagandasını da hatırlayalım:

Bu bağlamda bir de “Kapatma çıkmazsa Ergenekon rafa kaldırılır!” iddiası vardı.

Ne oldu? Hepsi çöpe gidiverdi.

 



 
Sep
26
    

 

Çok Sesli Bir Ölüm (TV Dizisi) 1977

Yönetmen : Yücel Çakmaklı,


Ülke : Türkiye

 

çok sesli bir ölüm TRT1 26 09 2008 cuma günü

Çağdaş Türk hikayeciliğine yepyeni bir çehre ve yerli bir boyut getiren Rasim Özdenören, Çok Sesli Bir Ölüm'de, bireyin bilinçaltı derinliğine inerek

ruhsal çözümlemelerde bulunurken, susturulmuş ve bastırılmış duyguların, dış dünyanın gerçekliği ile çakmamasından kaynaklanan insanlık

trajedilerini, olayın somut sosyoloji, tarihsel, ekonomik temellerini de vererek doyumsuz bir üslupla anlatır.

Keskin ve köklü bir kültür değişiminin

yaşandığı ülkede, bu değişimin kuşaklar arası iletişimsizliği nasıl derinleştirdiği, giderek nasıl kopma noktasına getirdiği işlenirken, insan olgusu

sadece dış yapısı ve davranışları ile ele alınmaz, onun bilinçaltı boyutu ve zihinsel macerasının coğrafyası da ortaya çıkarılır.

Özdenören ile 50 yıl

Usta hikayeci Rasim Özdören, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen bir dizi etkinlikle yeni nesle bir kez daha hatırlatılıyor. Türk edebiyatının mihenk taşlarından Özdenören için yazarlığının 50. yılında Beyoğlu Tünel'deki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde yarın gerçekleştirilecek sergi, söyleşi, açık oturum, konser ve film gösterimlerinden oluşan bir dizi etkinlik düzenleniyor.

Kültür A.Ş'nin organize ettiği etkinliklerde, usta hikâyecinin hayatı, fikirleri, edebi duruşu, tekniği ve ürettiği eserlerin yansımaları masaya yatırılacak. Sabah saatlerinden başlayacak etkinliklerde ilk olarak 'Ruhun Malzemeleri: Usta bir yazarın malzemeleri' başlıklı serginin açılışıgerçekleştirilecek. Ardından Yücel Çakmaklı imzalı 'Çözülme' (1978) adlı filmin gösterimi gerçekleştirilecek. Saat:14. 00'te Rasim Özdenören'in katılacağı söyleşiyle devam edecek etkinliğin ardından Taner Yncüoğlu yazarın ikizi Alaeddin Özdenören'in bestelenmiş şiirlerini yorumlayacak. Ardından oturum başkanlığını Asım Gültekin ve şair Erdem Beyazıt'ın yaptığı oturumda Turan Koç, Sadık Yalsızuçanlar ve Mücahit Küçükyılmaz konuşacak.

YARIM ASIRDIR ÜRETİYOR

Türk edebiyatının usta hikâyecisi Özdenören, Denize Açılan Kapı adlı eseriyle 1984 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Hikâyecisi Ödülü'ne layık görüldü, İki Dünya adlı deneme kitabı da 1978'de Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından fikir dalında Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikâyeleri TV filmi yapıldı, bunlardan Çok Sesli Bir Ölüm, Uluslararası 1977 Altın Prag TV Filmleri Festivali'nde Jüri Özel Ödülü aldı.



 
Sep
26
    

 

toplum mühendislerinin gerillası pana film kurtlar vadisi 

 "lanet olsun kurtlara çakallara" 

 



 
Sep
26
    

 

cem uzan magic box medya zihniyetinin tortuları

magic box civciv çıkacak kuş çıkacak hehehehe



 
Sep
26
    

 

medyanın son kozu 

 

 "översen övülürsün"

 medya bitişini engelemede tek dayanağı; 

   "översen övülürsün"

 

   beyaz cem'i cem beyazı över böyle devam eder sanıyorlar soygun.!!!

  cem uzan magic box medya zihniyetinin tortuları !!!
 

 

 



 
Sep
04
    

 

 

 

 

 

 

http://www.masumiyetmuzesi.com/public/